Hemen Ara!    0530 799 73 41

Randevu Al!    0262 332 18 41

Anksiyete (kaygı bozukluğu) nedir?

Psikolojide anksiyete olarak bilinen kaygı, tehlikeli durumlarda, “vücuda meydan okumaya hazır olması gerektiğini haber veren” sinyaldir. Doğal ve gerekli olan kaygı hissedilmeye başlandığında nefes alış verişi ve kalp atışı hızlanarak kaslara daha fazla oksijen gitmesi sağlanmaktadır. Böylece vücut, tehlikeli durumlara kendini hazırlamış olmaktadır. Tehlikeli durumların farkına varmak gerektiğinde kişi bu dürtüyle tetikte beklemektedir. Doğal anksiyete olarak adlandırılan bu dürtü sayesinde, trafikte yaşanacak herhangi bir tehlikeli durumda direksiyona ani müdahale etme, sınavda daha iyi performans sergileme gibi durumlara yardımcı olmaktadır. Aslında kaygılanmak, günlük hayatta sorunlarla baş ede Kaygı, hepimiz tarafından belli zamanlarda yaşanabilecek olağan bir tepki aslında. Belirli düzeydeki kaygı, oldukça doğaldır. Yaşama güdümüzü uyanık tuttuğu için gereklidir hatta. Çünkü bizi tehlike veya tehdit karşısında kendimizi korumaya yönelten, harekete geçirme işlevi gören de bu mekanizmadır. Karşıdan karşıya geçerken bir anda yolda beliren çok hızlı ve kontrolsüz giden aracı fark ettiğinizde anksiyete hissetmenin oldukça doğaldır. Bu kadar sert bir örnek olmasına da gerek yok aslında. Gireceğimiz sınavdan önceki gece, topluluk önünde konuşmaya başlamadan önce, sevgilimizin ailesiyle tanışacağımız o gün, potansiyel sevgilimizle ayarladığımız ilk randevuda, hatta bazen otobüs beklerken bile birçok kaygı gelip bizi bulabilir.bilmek ve hayati durumlarla karşılaşıldığında hızlı karar verebilmek için gereklidir.

 

Anksiyete bozukluğu ise kaygı duygusunun bir tehlike yokken kendini göstermesi, uzun süre devam etmesi ve çok güçlü hissedilmesidir ki böyle bir durum söz konusuysa tedavi gereklidir. İleri derecede anksiyete bozukluğu kişileri fazlasıyla rahatsız edebilmekte ve günlük hayattaki işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırabilmektedir. Kaygı bozukluğu ya  Elbette bizi böyle altüst eden bir durum tek bir sebebe bağlı değil. Diş ağrısı gibi, çektirince kurtulamayabiliyoruz. Hatta tam aksine, anksiyete bedensel, çevresel ve psikolojik hatta genetik birçok faktörün birbirini etkilemesi sonucunda ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Bir travma ya da yaşanan kötü bir olay sonucunda ortaya çıkması da oldukça muhtemel bu durumun. Daha önce hiç düşünmediğiniz kadar kötü ihtimaller, hiç beklemediğiniz ir zamanda gerçekliğe dönüşünce, bazen beyniniz kendini geleceğe karşı güvenceye almak için, sanki bu olan dışı ya da uç noktada bir durum değilmiş de olması gereken buymuş gibi davranabilir.şayan kişinin, sosyal yaşamında başka kişilerle olan ilişkileri de olumsuz etkilenmektedir.

 

Anksiyetesi olan kişiler çoğu zaman endişeyi yoğun bir şekilde hissettiklerinin farkındadır.

Anksiyete belirtileri nelerdir?

Özgüvensiz ve değersiz olduğunu düşünmek

Başkaları ile konuşmanın zor olduğuna inanmak

Toplum içinde konuşmaktan ve yemek yemekten çekinmek

Gergin, kaygılı, sıkıntılı ve tanımlanamayacak şekilde tuhaf hissetmek

İnsanların sözleri ile zihnini meşgul etmek

Çevreden kopmak, kaçmak istemek

Kas ağrısı çekmek

Hızlı nefes alıp vermek

Çabuk gerilmek

Titremeye, sallanmaya başlamak

Umutsuz hissetmek

Devamlı ağlamak istemek

Konsantre olamamak

Çabuk yorulmak

Uykusuzluk çekmek

Hatırlamakta zorlanmak

Anksiyete bozukluklarının risk faktörleri nelerdir?

Aşağıda sıralanmış olan faktörlerin içinde yer alan kişilerde anskiyete problemi görülme olasılığı yüksektir.

Ayrılma olaylarına aşırı duyarlılık

Öfkeye ve bağımlılığa yatkınlık

Çocukluk döneminde fiziksel veya cinsel istismar

Stresli yaşam alanları

Sorunlu bağlanma şekilleri

Dağılma anksiyetesine yatkınlık

Kendinizi ve kaygılarınızı hafife almayın. Onlarla başa çıkmak, yok saymak ve onlarla yaşamaya çalışmaktan emin olun ki çok daha kolay olacaktır

“Anksiyete hakkında daha fazla bilgi almak için bizimle iletişime geçin”

Hemen Ara!    0530 799 73 41

Randevu Al!    0262 332 18 41

Paylaşmak İster misiniz?
error


Facebook
Instagram
× WhatsApp