Dijitalleşen Dünya Ve Birey

 

Teknolojinin gelişimi yaşadığımız dünyayı dijitalleştirmektedir. Dijitalleşen dünya ile aile yapısından, eğitim sistemine, düşünce yapısına kadar pek çok noktada değişim görülmektedir.Teknoloji ile bireylerde asosyallik, sosyal fobi, kaygı bozuklukları, anksiyete gibi pek çok psikolojik durumda ortaya çıkmaktadır.Kişiler daha çok ben düşüncesine sahip ve gerçek kimliklerinde bulmakta zorlanmaya başlamışlardır.

Yeni çağ ile birlikte gerçek kimliklerimizin yanında artık sanal kimliklere de sahibiz. Kullandığımız pek çok sanal uygulama bizleri iki yeni birey olarak ortaya koymaktadır. Bu durum özellikle tüm dünyanın içinde bulunduğu pandemi sürecinde daha da artışa geçmiştir. Evlerimizde kaldığımız süre boyunca sosyal çevreden uzak kalarak dijital dünyada kendimize sosyal bir alan oluşturduk. Kendimizi ifade etmek için daha çok paylaşım yapmaya, daha çok etkileşim içine girmeye ve gerçek hayattan sıyrılarak sanal aleme ilerlemeye başladık. Bu süreçte dijitalleşen dünyayı görmemizi sağlayan diğer bir nokta ise uzaktan(online) eğitim sisteminin başlangıcı olmuştur.

Teknolojik cihazlar yardımıyla örgün hayatımızda yaptığımız gibi aynı saatte ve aynı sınıf arkadaşlarımızla sosyal ortamda buluşur olduk. Bu durumda akıllara gelen tek bir soru vardı; Örgün eğitime gerçekten gerek var mıydı? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişerek bir tartışma konusu haline gelse de z kuşağının bu sürece ve sanal dünyaya hızlı uyumu aşikardı. Bu dünyanın içine doğarak kendileri ile büyüyüp gelişen bir teknoloji dünyasına şahit oldular. Her türlü ihtiyaç ve isteklerini sanal ortamda halletmeye alıştılar. Bu sürecin önüne geçmeye çalışmak bizleri başarısız kılacaktır.Dijital dünya da çok fazla zaman geçirmek kişiyi kendi hayatından soyutlayarak asosyallik durumuna itecektir. Bu durum sonunda sosyal fobi olarak adlandırılan bireylerle etkileşime geçerken oluşan kaygı bozukluğu ortaya çıkabilmektedir. Kişiler toplum içine girmekten, sohbet etmekten ve hatta kendilerini ifade etmekten çekindikleri için kendi içlerine kapanacaklardır. Böyle bir durum çocuk ya da yetişkin bireylerde ortaya çıktığında uzman desteği almaktan çekinilmemelidir. Uzman desteği ve aile ile ortak yürütülen süreç sonunda birey kendisini ve sosyalleşme duygusunu tekrar canlandırarak, sosyal fobisini yenecektir. 

Teknoloji çağının içine doğan ve bu çağda büyütülen çocukları dijital dünyadan koparmaktan ziyade iki dünyayı dengelemelerini sağlamalıyız. Sosyal dünyaya katılımları ile dijital dünyayı dengelemeyi öğrendiklerinde yaşamları boyu bunu sürdürebileceklerdir. Bu eğitim hayatında da geçerlidir. Uzaktan eğitim her ne kadar rahat ve daha elverişli olsa da uygulama alanı gereken, saha çalışması gereken meslek gruplarına sahibiz. Her meslekte insan bulunduğu için uzaktan eğitimde ne kadar başarılı olsak da karşılıklı iletişim ve gözlem olmadan başarı ve tecrübe bizimle olmayacaktır.

Dünyanın dijitalleşmesini engelleyemeyiz ancak çocuklarımızın iki dünyayı dengelemesini sağlayabilir, çağa ayak uydururken sosyal alanı unutmamalarını de sağlamış oluruz. Unutmayın,  her şey bizim elimizde…

Bireysel Danışmanlıklarımız ve Sosyal Fobi Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayın.

Kişisel Gelişim Eğitimleri İçin Tıklayın.

Paylaşmak İster misiniz?
error


Bir cevap yazın

Facebook
Instagram
× WhatsApp