Çocuk ve Okula Uyum Süreci

Okul ile ilk defa tanışan çocukların hepsi farklı tepkiler vermekte; kimi kolaylıkla uyum sağlarken, kimi ise ailelerinden ayrılmak istememekte ve ağlama krizlerine girmektedir. Bu uyum sürecinde çocuk kadar ebeveyn tutumları da çok büyük önem taşımaktadır. Zorla, kızarak ya da her istediğini vererek bu süreci atlatmaya çalışan ebeveynler çocuklarını doğru şekilde eğitmiş olmazlar. Evinden koparak sosyal çevreye adım adan çocuk, uyum sürecinde bocalama tabi ki yaşayacaktır. Kendini ifade etme, etkili iletişim kurma, sorumluluk alma, gruba uyum sağlama, empati duygusunu geliştirme gibi pek çok noktada kendini geliştirebilecektir ancak önce onunda bu duygulara ve davranışlara alışması gerekmektedir. Bu süreçte ebeveynlere büyük görev düşmektedir. 

Çocukluğun özellikle ilk 2 yılında anne ya da çocuğun bağlandığı kişi ile birlikteliği çok önemlidir. Çocuğun gelişiminde anneyi kaybetme korkusu bu yıllarda oluşmaktadır. Fakat bireyselleşme ve sosyalleşme süreci ile beraber çocuğumuz bizden uzaklaşmakta ve yanımızda değilken bile kendi kişiliğini göstermeye başlamaktadır. Bu bozukluk bir yakının veya evcil bir hayanın ölümü gibi olaylardan sonra da gelişebilmektedir.

Ayrılma kaygısı bozukluğu durumunda çocuklar ailelerinden ayrıldıkları zaman içerisinde aşırı kaygılı ve sıkıntılı gözükmekte, ağlamaklı olabilmekte ve evden ayrıldıklarında sevdiklerinin başlarına zarar gelebileceğine inanmaktadırlar. Anne ve babalarından ayrı bir şekilde sosyal ortamda bulunmak istemezler. Annelerini gölge gibi takip etmek isterler. Herhangi bir nedenle ayrı kalacakları zaman karın ağrısı, baş ağrısı gibi belirtiler gösterebilmektedirler. Özellikle ailesi tarafından bağımlı yetiştirilen çocuklarda ayrılma kaygısı görülür. Aşırı koruyucu ebeveynler, çocuğun bireyselleşmesini ve özgüvenini engellemektedir. Çocuk bu nedenle yalnız kaldığı zaman nasıl davranacağını bilememektedir.

Ayrılma kaygısı yaşamamak için çocuğa cesaret verilmesi gerekir. Özbakım becerileri desteklenip, kendi yemek yiyip giyinmesi gibi sorumluluklar verilmelidir. Çocuğa tehdit, şiddet, yargılama kullanılmamalıdır. Çocuk ile empati kurulup anlamaya çalışılmalıdır. Çocuk okulu reddediyorsa buna hangi durum ve duygunun neden olduğu tespit edilip çözülmeye çalışılmalıdır. Gerekiyorsa uzman desteği sağlanmalıdır. Öğretmen ve aile işbirliği içinde olmalıdır. Öğretmenin güven verici ve zorlayıcı olmayan bir tutum sergilemesi gerekir.

Çocuk Danışmanlığımız İle İlgili Bilgi Almak İçin Tıklayın.

Çocuğunuzla Verimli Vakit Geçirmenizi Sağlayacak Eğitimlerle İlgili Detaylı Bilgi İçin Tıklayın.

Paylaşmak İster misiniz?
error


Bir cevap yazın

Facebook
Instagram
× WhatsApp